hakkımda

KÜNYE İLETİŞİM

HAKKIMDA MERAK ETTİKLERİNİZ... Uzak doğunun ilk mistik bilgisine ilgim 1988'de gezmeye gittiğim Endonezya'da Bali T...

8 Nisan 2014 Salı

GÜNEŞ AVATARI RAMA

AY 8 NİSAN 2014 DOKUZUNCU GÜNÜNDE BÜYÜRKEN
 KENDİNDE GÜZELLİKLER VE ASALET BARINDIRIYOR



Hepinizin Rama Navami Gününü kutlamak istiyorum. Bugün 8 Nisan 2014 sabahı pozitif enerjiler almamız için çok önemliydi ki öyle oldu; Mart ayında Güneş-Ay açı değerlerine göre yeniaydan sonraki 9. gün çok önemlidir ve bunun ismi Rama Navami'dir. Bu enerji de sabah ülke topraklarımızı Güneş doğarken kutsamış oldu. Bazen bu tarz önemli Güneş-Ay açıları Güneş doğuşunda rastlanmaz , gün içinde başlayabilir, o zaman yaşantımızda cesaret gider, hayat gailesi azalır ve yaşam mücadele gücümüzü yitiririz. İşte bu olumsuz mod durumu bu sabah oluşmadı ve önemli bir Avatar olan RAMA ın enerjisi Güneş doğuşuna denk gelerek, bir umut, pozitif durumların oluşumunu destekleyebilir. Bugün avatar enerjileri olumludur, tüm yıl için hedeflediğiniz isteklerinize odaklanabilir bunu depo edebilirsiniz.

Rama Güneş'in temsilcisidir, hakikatin doğrunun ve asaletin yanındadır. Kötü kral Ravana'yı yok eden Rama'nın hikayesini Ramayana destanından da okuyabilirsiniz. her çağda enerjiler tekrar eder. Bu yüzden Rama'yı anlamak çok önemlidir. Rama enerjisi işsizliği yok eder, kalpteki öfkeyi siler, sevemeyen kişilerin sevgi gücünü arttırarak aşk evliliği sağlar.

Esenlikle mutlu kalın.

Hare Rama Rama Hare  Himalaya Ma




RUHSAL BİLGİ 

Hare Krişna! Bugün Krişna’nın ideal bir kral olan güçlü bir enkarnasyonu Lord Sri Ramacandra’nın Beliriş Günü. İki milyon yıldan da önce Treta-yugada belirdi. Lütfen A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada’nın “Lord Ramacandra, Onun meşgaleleri, Krishna’nın enkarnasyonları ve Vaisnava kültürü”nün bu çok özel gününün önemine dair konuşmasını okuyun. Özgün Vedik kültüre, Hindu toplumunun hiç de bizim ayrımcı olduğunu düşündüğümüz gibi olmayan kast sistemine dair daha fazlasını bulacaksınız. Prabhupada bize toplumun farklı kısımlarını, Vedik kültürün özgün Hindistan’ının eğitim ve idari sistemini açıklıyor. Eminim Prabhupada’nın söylevinde Lord Rama’nın bu aşkın ve büyüleyici görkemini duymanın tadını çıkarırken modern yaşam ve Hindistan’a dair de sorulara yanıtlar bulacaksınız.
Herkese Mutlu Rama Naviler!!!

SRILA A. C. BHAKTIVEDANTA SWAMI PRABHUPADA TARAFINDAN,

Hawaii, 27 Mart 1969
ramadi murtinu kala-niyamena tisthan nanavataram akarod bhuvanenu kintu kannaù svayam samabhavat paramaù puman yo govindam adi-purunam tam aham bhajami [Bs. 5.39]
Brahma-samhita’da Lord Ramaracandra’nın enkarnasyonunun anlatıldığı bir dize vardır. Sadece Rama değil daha birçok sayısız enkarnasyonlar vardır. Bir nehrin dalgalarına benzetilirler. Bir nehrin dalgalarının ya da bir okyanusun dalgalarının sayılamayacağı gibi, benzer şekilde Yüce Lordun kaç tane enkarnasyonunun olduğunu saymak da mümkün değildir. Ama onlar arasından esas isimler sastralarda belirtilir. Bu nedenle ramadi denir. Ramadi, rama ve aynı zamanda diğer birçok enkarnasyon demektir. Ve onlar mevcuttur. Bir enkarnasyon göründü ve sona erdi demek değildir. Hayır. Böyle değil. Tıpkı Lord Ramacandra bu gezegende göründüğü gibi, milyonlarca yıl önce diyelim. Treya-yuga da göründü. Treta-yuga demek… Biz bu Kali-yuga çağının yalnızca beşbin yılını geride bıraktık. Bundan önce Dvapara-yuga vardı. Dvapara-yuga 800,000 yıl demektir. Ve ondan önce de Treta-yuga onikiyüzbin yıl sürdü. Bu demek oluyor ki Lord Ramacandra en azından iki milyon yıl önce bu gezegende göründü.  Öyleyse şimdi Lord Ramacandra Ayodhaya da göründü. Kuzey Hindistan’da, Ayodhya’da bir yer var. O orada göründü. Kannan’ın Mathura’da göründüğü gibi… O da kuzey Hindistanda’dır. Ve Mathura, Yeni Delhi’den güneye doğru yaklaşık doksan mil kadar aşağıdadır. Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi adını daha önceden duymuşsunuzdur. Yani Ayodhya, New Delhi’nin beşyüz mil kuzeydoğusunda bulunur. Dolayısıyla Lord Ramacandra bu günde göründü. Bugüne Sri Rama Naumi denir. Ayın dokuzuncu gününde Lord Ramacandra göründü. Babası Ayodya kralıydı ve üç eşi vardı. Yani… Hayır. İki eşi vardı. Öyleyse iki eşinden dört oğlu vardı. Ramacandra en büyük oğuldu. Lord Ramacandra’nın yaşamı ve faaliyetleri… [ara]… Ramayana denilen bir kitaptadır. Ramayana adını duymuşsunuzdur. Ramayana da tarih olarak kabul edilir. Vedik yazınlar da aynı zamanda tarihtir. Puranalar, Srimad-Bhagavatam, Mahabharata ve Ramayana, bunlar  tarihi kitaplar arasında sayılır. Ramacandra’nın tarihi babasının emekli olmak istemediydi. Dasaratha, Maharaja Dasaratha. Ve Lord Ramacandra’yı tahta oturtup emekli olmak istedi. Böylece her şey ayarlanmıştı fakat tam bir gün önce en genç eşi tüm şeyi başka bir şekle çevirdi. Bazen Maharaja Dasaratha dolama denilen bir şeyden çekiyordu, parmakta bir sorun? Ve bu kraliçe ona çok iyi hizmet ediyordu ve  çok memnundu. Ve dedi ki, Benim sevgili Sarminçaha’m, eğer benden istediğin bir takdis varsa sana verebilirim. Ve o da, ihtiyacım olduğunda senden takdisi isteyeceğim. Şimdi değil. Böylece Lord Ramacandra’nın taç giyme töreninden tam bir gün önce kocası Maharaja Dasaratha’ya yaklaşıp ona şunu hatırlattı: “Benim sevgili kocacım bana bir kutsama vermeye söz verdin ve ben de sana ona ihtiyacım olduğunda senden isteyeceğimi söyledim”
Maharaja Dasaratha: “ Evet hatırlıyorum, Şimdi bir kutsama istiyorsun?   nedir o?”
 Dedi ki:” Ramacandra tahta oturtulamaz. Taç oğluma, Bharata’ya giydirilmeli”
 O şaşırmıştı.
“Büyük bir talep!  peki bu yapılacak. Senin oğlun. Çünkü evvelden, krallar…”  Evvelden değil, o güne kadar bile Hindistan’da bir çok kşatriya kral vardı. Birden fazla eşleri vardı. Ve onlar, doğal olarak, farklı eşler arasında rekabet vardı. Yani aynı şey. İnsan piskolojisi aynı. İki milyon yıl önce bile aynı mantık vardı ve (kraliçe) Benim oğlum kral olmalı, Ramacandra değil diye istedi. Ramacandra büyük olan kraliçe Kausalya’nın oğlu oluyordu.
Böylece Maharaja Dasaratha kabul etti ve Ramacandra’yı çağırttı. Sevgili oğlum, senin… O da istedi ki…O (kraliçe) çok diplomatikti. Ramacandra’nın ondört yıllığına ormana gitmesini istedi. Fikir politikti, Kral hemen şimdi oğlumu makamına getirmeyi kabul edebilir fikri. O halde, birkaç gün sonra, bu Ramacandra ordusuyla gelebilir ve krallığı devam ettirme de güçlük olabilir. Onun için (kraliçe) Ramacandra’nın ormana gitmesi ve o günden itibaren ondört yıl sona erene kadar geri gelmemesini istedi. Böylece Maharaja Dasaratha kabul etti. Çünkü o bir kşatriyaydı. Verilen sözü görün. Bir kşatriya asla sözünden geri dönmez, asla hiçbir meydan okumayı geri çevirmez. Bir kşatriyaya biri tarafından, “Seninle savaşmak istiyorum…” diye meydan okunursa, geri çeviremez. Bu kşatriya ruhudur. Şimdi meşgulüm diyemez. Farzedin ki biri size gelip sizinle dövüşmek istediğini söylüyor. Siz de, dövüşmek saçmalığı da ne? Benim vaktim yok, diyebilirsiniz. Biz tapınaktayız. Ama bir kşatriya bunu inkar edemez. Bir kşatriya tek seferde kabul etmek zorundadır. Ah, evet. Hadi öyleyse. Ve silah olmalı, eğer hiç kılıcı ya da silahı yoksa ona silah tedarik edilmeli ve savaşmalı. Bu kşatriya ruhudur. Bir ülkeye hükmetmeye karşı büyük bir eğilimle yüksek derecede yardımseverdirler, yiğittirler ve sözlerini tutarlar. Bir ülkeye hükmetmelidirler. Yöneticiler. Onların işi…Geçimlerine göre insan sınıfları için farklı buyruklar vardır. Brahmanalar, onlar geçimlerini altı şekilde çıkarabilir. 

Paöhana paöhana yajana yajana dana pratigraha. 
Altı. Ve oniki yüksek vasıfla nitekli olmalılar. Birçok kez tartıştık. Bu vasıflar arasından doğru sözlülük bir brahmana için birinci öğe. Bir kşatriya yalan söyleyebilir. Buna müsaade edilir çünkü diplomat, politik olmak zorunda. Ama bir brahmana, ah, onun yalan söylemesine izin verilmez. Kast sistemi ya da varnaşrama sistemi, sistem bu. Herkes eğitimlidir. Çünkü bu dört insan sınıfına da toplumda ihtiyaç vardır. Toplumun düzgün muhafazası için bir insan sınıfı çok akıllı olmalı, tüm iyi niteliklerle son derece vasıflı olmalı. Bu şekilde, ideal karakterde eğitilmeliler ki insanlar görüp onları takip edebilsin. Bu nedenle bahmanalara oldukça fazla saygı gösterilir çünkü onlar ideal karakterli, eğitimli ve dindardır, bilimi, ruhsal bilimi bilir. Bu yüzden onlar toplumun yüksek itibarlı ve en üstünde tutulur. Sonraki idareci, idari sınıf, kşatriyalar. Onlar nasıl öldürüleceğine dair eğitilmişlerdir. Kşatriyaların öldürme sanatını öğrenmek için ormanda avlanmasına izin verilirdi çünkü bu kşatriyalar için gereklilikti. Kşatriya, eğer o… Kral yanlış yapan birini bulursa, eğer isterse hemen onun kellesini uçurabilir. Kral o derece güçlüydü. Ve bu bir savaş varsa demek değildi, başkan ya da kral rahatça evinde oturur ve sıradan askerler gidip hayatını feda eder demek değildi. Hayır. Evvelden, kral veya devletin başı, o her şeyden önce savaşmaya dövüşmeye giderdi. Resimde görüyorsunuz, Kurukşetra’da savaşın en yüksek rütbeli adamları, her iki tarafta, bu taraf ve o taraf, at arabalarıyla saf durmuştu. Baş adam, önder ya da kumandan en arkaya sığınıp, kendini koruyup zavallı askerler de (Prabhupada kıkırdar) savaşa atılıyor değil. Hayır. Bunlar kşatriya ruhluydu. Ve bu sinif adamlarin o şekilde, kşatriya, savaşçı adamlar olarak eğitilmesi gerekliydi. Hindistan’da bu eğitim çok uzun zamandan beri olduğu için, bu yüzden orada asker toplamada zorluk yoktu. Hala savaşmaya hazır olan bir erkek sınıfı var. Bunlara denir ki… Tıpkı Gurkhalar, Nepalliler gibi. Nepal ismini duymuşsunuzdur. Hala küçük bir devlet, bağımsız devlet. Hindistan içerisinde değiller. Çin ve Hindistan arasında. Tüm Nepal nüfusu, onlar kşatriyalar. Ah, onlar çok iyi savaşçılar. Benzer şekilde Şihler, Jataslar da. Sınıflar var. Öyleyse onlar daima savaşmaya hazır. Ve İngiliz İmparatorluğu’nun gönüllü olarak tasfiye edildiğine şaşacaksınız çünkü onlar Hindistna’ı kaybetti. İngilizler, onlar anladılar ki şimdi Hindistan’ı kaybettiğimiz için doğu imparatorluğumuzu elimizde tutmanın olasılığı yok. Bu yüzden tasfiye oldular. Neden? Aslında tüm İngiliz İmparatorluğu Hintli askerler, bu Sihler ve Gurkhalar tarafından idare ediliyor ya da yönetiliyordu. Tüm imparatorluğu genişlettiler. Hindistan ile içtimai bir mevki alınca, imparatorluklarını sadece bu Sih ve Gurka askerlerle Orta Doğu ve Uzak Doğu’da genişlettiler. Burma ve heryerde üstünlük sağladılar.
Öyleyse savaşçı erkek sınıfına ihtiyaç var. Siz ülkenizde asker toplamakta zorluk çekiyorsunuz çünkü asker toplama yöntemi yanlış. Siz bazı kişileri topluyorsunuz… Siz insanları tıpkı surdalar gibi yetiştiriyorsunuz ve onların savaşmalarını istiyorsanız. Nasıl savaşabilirler ki? Mümkün değil. Dolayısıyla Bhagavad Gita’da belirtilir ki, 
catur-varnyam maya sanöam guna karma vibhagasaù… [Bg. 4.13].
Lord Krişna dedi ki, toplumun dört sınıfı ya da düzeni, brahmana, kşatriya, vaisya, sudra, iş ve niteliğe göre Benim tarafımdan planlanır. Öyleyse bu kşatriya niteliğindeki adamlara da ihtiyaç var ve işçi sınıfına da, onlara da ihtiyaç var. Tabi ki işçi sınıfının, onların bir eğitime ihtiyacı yok. İşçi sınıfı hiçbirşey yapamayan, ne brahmana ne kdatriya ne de vaisya olan anlamına gelir.Bu demek oluyor ki nufüsun en son dengesi, onlara işçi sınıfı ya da sudra denir. Sudra hiçbir eğitimi olmayan demektir. Sudranın hiçbir samskarası yoktur. Samskara eğitim demektir. Herkes doğuştan sudra olarak kabul edilir. Janmane jayate sudra. Janmana doğuştan demektir. Doğuştan. Herkes bir sudra, dördüncü sınıf insan olarak doğar. Bu kabul edilmeli ve aslında öyledir de. Tıpkı bir çocuk, masum bir çocuk gibi, ne bilir ki? Eğitilmesi gerekir. Siz onu ister bir brahmana olarak ya da bir kşatriya veya bir vaisya olarak eğitin. Yoksa aksi halde zaten bir surdadır, sudra doğmuştur. Sudranın hiçbir eğitimi yoktur. Şimdi, eğer onu bir brahmana olarak eğitirseniz o zaman bir brahmana olur. Onu bir kşatriya olarak eğitirseniz o zaman bir kşatriya olur. Bir vaisya olarak eğitirseniz… Bundan dolayı bence bu, bu sistem çok bilimsel, şöyle ki eğer gerçekten çok zeki bir adamın ya da Tanrı farkındalığında bir adamın yardımını isterseniz, hazır, brahmana sınıfı. Tıpkı bir avukatın yardımına ihtiyaç duymanız gibi, sizin bir sürü  avukatlarınız var. Bir tıp adamının yardımına ihtiyaç duyarsanız… Çünkü eğitimli adamlar var. Benzer şekilde,toplumun brahmana olması için belli bir insan sınıfını eğitmesi gerek.  Tıpkı bizim Krişna bilinçliyi eğitmemiz gibi. Krişna bilinci hareketi brahmanalar içindir. Onlar savaşmak için değil çünkü onlar savaşmak için eğitilmiyorlar. Onlar brahmanalar olmak için eğitiliyorlar. Dört kısım böyle açıklanır. Janmaya jayate sudrah, herkes sudra doğar. Bu kabul edilir. Samkarad bhaved dvijah. Şimdi eğer onu eğitirseniz, hangi ailede doğduğunu boşverin, onu eğitmek zorundasınız. Tıpkı delikanlıların okula eğitilmek için gönderilmesi gibi. Öyleyse herkes sudra olarak kabul edilir, ama şimdi siz onu eğitin. Guru-gahaya gider. Guru-gaha öğretmenin evi anlamına gelir. Evvelce, eğitilmek için, böyle büyük ölçekte okul ve üniversiteler yoktu. Her köy… Hala, elli yıl önce Hindistan’da her köyde brahmana tarafından idare edilen küçük bir okul vardı ve köy çocukları eğitilmeye oraya giderdi. Demek ki eğitilmeye gönderilirdi. Ve okul ücreti yoktu. Oğlanlar oraya giderdi ve öğretmen veya manevi ustanın adına onlar kapı kapı gider ve dilenir ve sadaka, pirinç, dal, tahıl ve her şeyle gelirdi. Sistem buydu. Okul ücreti yoktu. Bir oğlanı nasıl okula yollamalı derdi yoktu. Samskara. Şimdi eğitildi. Öğretmen çocuğun eğitilmesi gerektiği piskolojisini görür. Ya bir vaisya ya da bir ksatriya olarak eğitilmelidir. Dolayısıyla herkes böyle eğitildi ama genellikle, bir kşatriyanın oğlu… Tıpkı Maharaja Ramacandra ya da Arjuna gibi, onlar en başından itibaren kşatriya olarak eğitilir. Doğal olarak birisi bir tıp adamının oğluysa babası onu gelecekte bir tıp adamı olması için eğitir. Doğal eyilim budur.Çocuk büsbütün farklıysa o ayrı bir mesele, ama doğal olarak eğilim bu. Öyleyse bir kşatriyanın oğlu kşatriya olarak eğitilirdi. Bir brahmananın oğlu bir brahmana olarak ve bir vaisyanın oğlu da bir vaisa olarak eğitilirdi ve sudranın eğitimi yoktu. Demek ki yavaş yavaş bu bir kast sistemi halini aldı. Brahmananın oğlu brahmana oldu. Çünkü önceden eğitim vardı. Ama ne zaman ki bu bozuldu, bir kişi bir brahmana ailesinde doğduğu halde bir sudranın işini yapıyor. Bu nedenle Vedik yazınlara göre, kişi doğumuna göre değil iş ve niteliğine göre sınıflandırılır. Sastranın sınıflandırması budur.
Tıpkı Bhagavad-gita’da olduğu gibi Lord der ki
catur-varnyam maya sanöam guna-karma-vibhagasaù [Bg. 4.13].
Guna nitelik demektir ve karma da iş demektir. Kişi iş için nitelikli olmalıdır ve esasında çalışmalıdır. O zaman onun içinde, demek istediğim o kategori içerisinde sayılır.
Tıpkı sizin sadece bir avukat olarak eğitilmiş ya da eğitim görmüş olmanız gibi, ve eğer bunu mahkemede uygulamıyorsanız hiç kimse bir avukat olarak size danışmaya gelmez. Kimse sizinle ilgilenmez. Aynı zamanda uyguluyor da olmalısınız. Aynı şekilde, bir brahmana olmak için her şeyden önce, Brahmanın ne olduğunu bilmeli ve gerçekten Brahman faaliyetleri içinde bulunmalıdır. Öyleyse adanmışlık hizmeti Brahman faaliyetleridir. Krişna bilincinde ki eylemler Brahmanda ki eylemler demektir.
Brahma carati iti Brahma brahmacari.
Carati eylemler anlamına gelir. Esasında hayatta eylemlerde bulunur, brahmana ilkelerini yaşamına uyarlar, ona brahmacari denir. Öyleyse bunlar eğitimlerdir. Demek ki eğitimin nasıl olduğuna bir bakın, bir kşatriya sözünden dönemez. Onun için Maharaja Dasaratha en genç eşinin sözünü yerine getirdi ve oğlundan, en büyük oğlu Ramacandra’dan rica etti,
“Benim sevgili oğlum, on dört yıllığına ormana gitmek zorundasın. Bu senin en genç annenin arzusu. Ve ben onun vaadini, ricasını yerine getireceğime söz verdim. Öyleyse lütfen kabul et. Öyleyse lütfen kabul et.”
 Ramacandra dedi ki: “Evet baba, ben hazırım”.
İşte bakın. Nitelik bu. Tanrının altı zenginliğinden ilk niteliği budur.
aisvaryasya samagrasya viryasya yasasaù sriyaù jïana-vairagyayos caiva nannam bhagam iti”gana (Visnu Purana 6.5.47)

Kişi nasıl Tanrı olur? Tanrı oylama ile üretilmemiştir. Tanrının kim olduğunun tanımları vardır. Tanrı tüm zenginliklerin sahibi olmalıdır.
Aisvaryasya samagrasya.
Samagra hepsi demektir. Kimse Onunla rekabet edemez. Ama kimse zenginlikte Tanrı ile rekabet edemez. Bu Tanrının bir niteliğidir. Kimse ben Tanrıdan daha zenginim diyemez. Ford’dan veya Rockefeller’den ya da o veya bundan  daha zenginim diyebilirsiniz. Diyebilirsiniz. Ama kimse ben Tanrı’dan daha zenginim diyemez. Bu yüzden Bhagavad-gita’da
mattaù parataram nanyat asti kiïcid dhanaïjaya. Mattaù parataram nanyat kiïcid asti dhanaïjaya [Bg. 7.7]
denir. Dhananjaya Arjuna’nın bir adıdır ve Krişna dedi ki, Benim Sevgili Arjuna’m, Benden daha büyük biri daha yok. Öyleyse kim Tanrı olduğunu iddia ederse tatbik edilebilir örnekle ispat etmelidir ki kimse ondan zengin değildir. Bu birincisi. Fakat ne yazık ki biz bir sürü Tanrı kabul ediyoruz. Sokaktaki bir işe yaramaz da ben Tanrıyım diye iddia ediyor.
Öyleyse benzer şekilde, diğer nitelik de, kimse Tanrıdan daha güçlü olamaz, kimse Tanrıdan daha bilge olamaz ve kimse Tanrıdan daha feragatkar olamaz. Demek ki burada Ramacandra, Lord Ramacandra sadece babasının buyruğu üzerine, Onun babasına olan itaatinden nasıl tüm krallıktan feragat ettiğini sergiledi. Babasına:  “Benim sevgili babacım, sen yalnızca sözünü tutmak için ve bir kadının emriyle hareket ederek bunu yapıyorsun. Buna son verelim. Herkes yarın benim taç giyme törenimin olmasını bekliyor ve Beni öyle çok seviyorlar ki” diye tartışabilirdi. Ama O… Tıpkı Krişna’nın öylesine çok sevildiği gibi, Lord Ramacandra da insanların hayatıydı. Ramachanra’nın ertesi gün tahta oturmasını çok umut ediyorlardı. Böylece kutlamalar yapıyor, tüm şehri süslüyorlardı. Her şey. O asla tartışmadı. Hemen kabul etti: Evet, baba. Ben hazırım.Böylece ardından erkek kardeşlerden biri,
Laksman, O da Ramacandra’dan rica etti: “Benim sevgili kardeşim Beni de al. Ben senin daimi yoldaşınım. Ben de seninle gitmeliyim”. O zaman O da dedi ki, “Bu Senin dileğin.
Gönüllü olarak gelmek istiyorsan Benimle gelebilirsin”. Sonra Sita, Eşi, genç eşi dedi ki, “Ben seninle geleceğim”. “
Ramacandra eşinden rica etti, “Ah Sen Benimle gelemezsin. Çok zor. Sen kralın kızısın ve öyle güzel bir şekilde büyütüldün ki ve öyle güzelsin ki. Sen gidemezsin. Sen ormanda yaşama sıkıntısını kaldıramazsın”


Dolayısıyla o da dedi ki, “Ah Ben Senin karınım. Evli karınım. Öyleyse Sen cehenneme bile gitsen Ben gelmeliyim”. Bu ideal eştir. İtiraz edebilirdi: “Ah Senin baban ormana gitmeyi emretti. Sen gidebilirsin. Ben babamın evine giderim ya da burada kalırım”. Hayır. Bu ideal eş. Kocasının herhangi bir durumunu kabul etmeye hazırlıklı olmalıdır. Koca zenginken eş çok sadık ama fakirliğe düşünce ya da ormana gidiyorsa karısı ona eşlik etmekten vazgeçer değildir. Hayır. Hanım eş demektir. Riayet etmelidir. Tıpkı, denir ki, nasıl bir gölge gerçeği takip ederse, aynı şekilde eş de kocanın gölgesidir. Koca nereye giderse oraya gitmelidir. Koca ne isterse yerine getirmelidir. Tabi ki bu ülkede bu yorum eş bir köle yapılır şeklinde farklı anlaşılıyor. Ama aslında öyle değil. Sita ormanda kaçırıldığı zaman, Ramacandra tahmin etti ki, o güzel di, o gençti ve Biz açık ormandayız. Belki bazı iblisler gelebilir ve gerçekten öyle oldu. Öyleyse Sita için Lord Ramacandra tüm Ravana ailesini kırıp geçirdi. Yalnızca Sita için. Demek ki kocası olduğu gibi hanımı da öyle. Hanım öyle sadıktı ki tek başına kalamadı. Ormanda bile kocasına eşlik etmelidir. Ve kocası da sadıktı ki, Ah benim eşim kaçırıldı. Onun için tüm Ravana ailesini kırıp geçirdi.
Demek ki bunlar ideal tarih nasıl ki… Ramacandra, Lord Ramacandra bu dünyada eğitmek ya da ideal bir kral örneğini yerleştirmek için göründü. Bir kralın nasıl olması gerektiğini. Bu yüzdün iyi devlet var…  Rama-rajya, örnek gösteriliyor,. Rama-rajya. Kral Rama’nın krallığıdır. Çünkü herkes mutluydu, herkes. Ramacandra’nın hayatında bir çok örnek vardır. Bir brahmana… Tam olarak brahmana değil. Bir Brahmana Ramacandra’ya geldi. Çünkü o zaman bu sizin bir mahkemeye gittiğiniz ve bir damga ücretiyle başvurduğunuz gibi bir mahkeme yoktu. O zaman mahkeme kararınız altı yıl sonra hüküm verilirdi. Böyle değil. Bir şikayeti olan kimse, o gitmeli … Kral açık seyirci arasında otururdu ve vatandaşların krala yaklaşıp şikayetlerini yazdırmasına izin verilirdi. Çünkü hemen hemen hiç şikayet yoktu. Herkes mutluydu. Çok önemsiz şikayetler. Dolayısıyla birisi Ramacandra’ya geldi ve Ramacandra’ya itham etti, Benim sevgili kralım, oğlum öldü. Bu nasıl olur ki babasının varlığında oğul ölebilir? Sizin hükümetinizde yanlış bir şey olmalı. Bir bakın. İtham şu ki Neden oğlum benim ölümümden önce öldü? Bu doğal değil. Öyle ki doğal olmayan hiçbir şey yoktu. Kral şiddetli soğuk ve şiddetli sıcaktan bile sorumluydu. Bunu Srimad-Bhagavatam’ım tarihinden öğreniyoruz. Bu belirtiliyor.Dolayısıyla kral oldukça sorumluk sahibiydi. Daima vatandaşlarının mutluluğunu düşünüyorlardı ve vatandaşları da çok iyiydi. Bir vatandaş Lord Ramacandra’ya yanaştı ve sonraki asitanı, Kardeşi, Lakşman Onun bir brahmana olduğu bilsini verdi. Sen iki haftalığına ya da bir aylığına sanırım  yargı için seyahatteydin ve bu brahmana Senin yokluğunda bir yudum su bile yiyip içmedi. Neden? Çünkü buraya Seni görmeye geliyor, darsan. Tıpkı bizim tapınağa Deitiyi görmeye gelmemiz gibi. Öyle ki Lord Ramacandra şahsen mevcuttu. Dolayısıyla o da gelirdi. Ramacandra’yı gördükten sonra, itaatlerini sunar ardından eve gider bir şeyler, kahvaltısını ederdi. Bu onun yeminiydi. Ve iki hafta ya da bir aylığına göremediği, Lord Ramacandra siyasi bir seyahatte olduğu için yemek bile yemedi. Görüyorsunuz. Vatandaşlar krala benzerdi. Böylece o zamanlar, Maharaj Iskvaku’dan aile içinde ibadet edinilen Ramacandra’nın bir heykeli vardı. Yani o Lord Rama’nın adanmışıydı ve Lord Rama’nın heykeline ibadet ediyordu. Dolayısıyla bu heykele birbiri ardına aile tarafından ibadet ediliyordu. Ama Lord Ramacandra şahsen mevcutken O bu heykeli odasın dolabında tuttu ve ne zaman ki bu brahmana yaklaştı ve Lord Ramacandra’ya Lakşman tarafından onun yemininde ne kadar kararlı ve güçlü olduğu söylendi, o zaman Ramacandra da kendisine o heykelin verilebileceğini ki böylelikle Benim yokluğumda heykele saygılarını sunabilir ve bununla yapabilir diye buyurdu. O form, demeye çalıştığım, heykel ya da Ramacandra’nın arcası hala Güney Hindistan’da bulunur. O zamandan beri ibadet edilir.   Böylece bunlar Ramacandra’nın uğraşlarıydı. Sonra O, küçük kardeşi Lakşman ve eşi ormana gitti ve Eşi iblis Ravana’nın maharetiyle kaçırıldı ve Rama ile Ravana arasında bir savaş oldu. Ravana materyalist olarak çok güçlüydü. Ama şöyle ki Ravana ile savaşmak için, Ramacandra Krallığına geri dönüp ordusunu almadı. Hayır. Geri gelmedi çünkü ormanda yaşaması buyurulmuştu. Bu yüzden orman hayvanlarından, maymunlardan bir ordu organize etti. Maymunlar. Teşkilatlı bir materyalist, Ravana ile maymunlarla birlikte savaştı. Resmi görmüşsünüzdür. Ve Hindistan’ın son ucundan diğer tarafa bir köprü inşa etti. Seylon’un (Sri Lanka’nın) Ravana’nın krallığı olduğu düşünülür. Öyle ki bir köprü vardı ve taşlar yüzüyordu. Dolayısıyla Ramacandra’nın yaşamında bir çok tarihi olay vardır ve bizler hatırlamalıyız çünkü neden bugün Ramacandra için oruç tuttuğumuzu hatırlarsak… Ramacandra gibi bir sürü kral vardı. Çünkü krallar bu şekilde eğitilmişti. Maharaj Yudhisthira de Ramacandra kadar iyiydi ve Maharak Parikşit de bir o kadar iyiydi. Böyle bir sürü kral vardı. Ama biz ilgilenmiyoruz çünkü O bir kraldı. O tüm kralların da kralıdır, paramesvara. Çünkü O Tanrıdır, bu nedenle biz bu günü gözlemliyoruz.
Ramadi-murtinu kala-niyamena tinöhan. [Bs. 5.39]
Dolayısıyla O Tanrının özgün formu değil. Tanrının özgün formu Krişna’dır ve Krişna Kendini çeşitli diğer formlara yayar.
Advaitam acyutam anadim ananta-rupam [Brahma samhita. 5.33].
Ananta-rupam milyonlarca ve milyonlarca demektir. Manu da Krişna’nın enkarnasyonudur. Şöyle ki Brahma’nın bir gününde ondört Manu var. Demek ki Brahma yüz yıl yaşar. Bir Brahma için bile kaç tane Manu enkarnasyonu olduğuna bir bakın ve aynı zamanda sayısız da Brahma var. Yani, Srimad Bhagavatam’da belirtildiği üzere kimse kaç tane enkarnasyon olduğunu sayamaz ama bazı belli başlı enkarnasyonlardan bahsedilir ve Lord Ramacandra bunlardan biridir. Böylece Lord Ramacandra, Ravana’yı öldürdü ve kardeşini atadı. Kardeşi bir adanmıştı, Vibhişana. Dolayısıyla Seylon’u fethetmeye gitmedi çünkü O imparatordu. O sanık Ravana’yı cezalandırmaya gitti ve küçük kardeşi Vibhisana’yı atadı bu… Ve Sita ile geri geldi ve ondört yılın ardından tekrar atandı, ve Kardeşi öyle sadıktı ki ağabeyi uzakta olduğu süre boyunca , Ramacandra Ondan şöyle rica etti, Annen Senin Kral olmanı istiyor ve Ben de yokluğumda Senin kral olmanı istiyorum.Bharata çok sadık bir kardeşti, O hayır diye cevap verdi. Kral Sensin. Sen yaşadığın sürece kimse kral olamaz. Dolayısıyla Ben kral olamam. Sonra da O şöyle rica etti, En azından Sen yönet. Çünkü Ramacandra’nın ayrılışından sonra Maharaj Dasaratha şoktan öldü çünkü Ramacandra çok sevilen oğul, en büyük oğuldu. Kral olacaktı ve onun buyruğuyla ormana gönderilmişti. Baba şoka dayanamadı. Öldü. Öyleyse Ramacandra’nın hayatını, Tanrı’nın faaliyetlerini, meşgalelerini duyarsal bu demek olur ki Ramacandra ile birlikte oluyoruz.
Onun formu, Onun adı, Onun meşgaleleri ve Kendisi arasında fark yoktur. O mutlaktır. Bu yüzden ister Rama’nın kutsal adını zikredin ister Rama’nın heykelini görün ya da Onun meşgalelerini, aşkın meşgalelerini anlatın, her şey, bu demek oluyor ki Tanrılığın Yüce Şahsiyeti ile birlite oluyorsunuz. Öyleyse Tanrının enkarnasyonunun belirdiği ya da gözden kaybolduğu bu günlerden faydalanalım ve Onunla birlikte olmaya çalışalım. Onun birliteliğiyle arınırız. Bizim yöntemimiz arınma. Krishna bilinci sadece bilinçlerimizi temizliyor olmamız demektir. Doğuştan itibaren, açıklamış olduğum gibi herkes sudra. Sudra kederlenen kimse anlamına gelir. Buna sudra denir. Önemsiz bir kayıp ya da önemsiz bir rahatsızlık için kederlenen acınan kimseye sudra denir.  Ve brahmana tahammül eden eden anlamına gelir. Bir sudranın tahammülü yoktur. Öyleyse kalau sudra sambhava. Kalau demek oluyor ki… Bu çağa Kali denir. Onun için bu çağda tüm nüfusun sudra olduğu şaştraların ifadesidir. Ve önceden de herkes doğuştan sudra olarak görülüyordu ama eğitim, samskara vardı. Günümüzde samskara yok, eğitim yok. Eğitim yalnızca geçimini kazanmak için. Başka eğitim yok. Kişi nasıl para kazanıp duyulardan zevk alır- şu an ki eğitim bu. Ama aslında insan yaşamını ya da insan yaşamının vazifesini başarılı kılmak için Vedik kültürü çok cazip. Ve Krişna bilincini yaymakla, Krishna bilinci sürecini benimsemekle bu kültürel yaşamı, ulvi yaşamı yeniden canlandırabilirsiniz. Topluca değilse de bu çizgide eğitilmiş birkaç insan varsa ve topluma ideal  örnekler olurlarsa onların yaşam örneklerinden büyük yarar sağlanabilir. Saat kaç? [ara](kirtan)
(son)
Kaynak çeviri: Hare Krishna Turkey bloğu





IŞIK ÜZERİNİZDE OLSUN


NAMASTE  


:::   Jaimini / Parashara Jyotiṣa śiṣya  :::   Vedik Designer   :::   Vastu  śastri  İç Mimar   :::

śiṣya in PJC Devaguru Center India ,  Rama Regional Academy of Vedic Denmark



5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yazılarımın her hakkı saklıdır,  kopyalanamaz.